Web Forumu | Eğlence Ve Paylaşım Merkezi > Her Telden  > Mustafa Kemal Atatürk  > Cumhuriyetin iLani
Sayfa: [1]   Aşağı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
Gönderen Konu: Cumhuriyetin iLani  (Okunma Sayısı 430 defa)
27 Ağustos 2007, 06:12:16
JamesGothseeker

Kaçak Asker

*


Avatar Yok


Üye No : 10

Yaş : 19

Cinsiyet : Bay

Nerden : AntaLya

Konu  : 9

Mesaj : 0

Rep Puanı: 103
Egitim $art

James@pasakLi.org Üyelik Bilgileri
Offline
2 Mesajına Toplam
3 Kere Teşekkür Edildi
2 Mesajına Toplam
2 Kere Rep Verildi
« : 27 Ağustos 2007, 06:12:16 »

CUMHURİYET'İN İLANI

   
Lozan'n kabulü ve barışın sağlanması ile geride Türk Devleti'nin
siyasal yapısını belirleyecek devlet şeklinin ve adının ne olacağı sorunu
kaldı. T.B.M.M.'nin varlığı ile egemenliğin kayıtsız - şartsız ulusa ait
olan, insan haklarına dayanan bir devlet sistemi kurulmuştu. Fakat gerek halkın,
gerekse Meclis içinde bulunanların büyük kısmı Padişah'a dinsel ve
geleneksel bağlarla bağlıydılar. Padişah'ın işgal ettiği Saltanat - Hilafet
makamı yüzyıllardır kökleşmiş bir teokratik sistemdi. 1300 yılından beri de
Osmanoğullarından başka hiçbir aile iktidar olmamıştı. Egemenlik biri dinden,
diğeri gelenekten gelen iki kaynaktan çıkıyor ve Padişah'ta toplanıyordu.
Gerçi İttihat Terakki bu gücü kırmıştı, fakat sistemin özünü, yani
egemenliğin kaynağını ve kullanılış biçimini değiştirememişti.
Egemenliğin, tanrı hakları sisteminden, insan hakları sistemine geçişin bir sonucu
olarak Padişah'tan ulusa geçişi, bir ilke ve ülkü olarak Amasya
Genelgesi'nde ortaya konmuş ve 23 Nisan 1920'de B.M.M.'nde
somutlaşmıştı. Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da bu temel üzerine oturmuştu.
/>
    Kurtuluş Savaşı ulusal bağımsızlık yanında ulus
egemenliğini de açık bir biçimde ortaya koyduğu için Padişah daha başından
beri milliyetçilerin amansız düşmanı kesilmişti. M. Kemal Paşa
Padişah'ın ihanetini bildiği halde, henüz zamanı olmadığı için
Padişah'ı hedef almadı. Genç subaylık yıllarından beri inandığı
ve Erzurum'da Mazhar Müfit'e not ettirdiği "Cumhuriyet"
inancını "Ulusal bir sır" olarak sakladı. Kurtuluş Savaşı içinde
"Cumhuriyetçi" bir düşünceyi ortaya atmak, iç parçalanmaya yol
açacağı için bu yola gitmedi. Hatta Sivas Kongresi sırasında
"Cumhuriyet" ilan edelim önerilerini red etmişti. Fakat Kurtuluş
Savaşı'nın Başkomutanı, Türk Ulusu'nun kurtarıcısı M.
Kemal, Türkiye'nin siyasal yapısını değiştirmenin ilk adımını
Saltanat'ın kaldırılmasını sağlamakla attı. Saltanat'ın
kaldırılışına en yakın arkadaşları bile karşı çıkmışlardı.
Meclis'te tutucu kanat direndiyse de, M. Kemal Paşa'nın kararlı ve sert
tutumu sonucu Saltanat'ın kaldırılışı sağlandı. Fakat onun bu sert
tutumu endişe doğurdu. Bunun bir başlangıç olduğunu görenler çeşitli
yöntemlerle M. Kemal Paşa'yı engellemeye çalıştılar.

 
  2 Aralık 1922'de Meclis'e muhalif grup tarafından bir öneri verildi.
"İntihab-ı Mebusan Kanunu"nda değişiklik yapılmasını isteyen
önergede "Büyük Millet Meclisi'ne üye seçilmek için Türkiye'nin
bugünkü sınırları içindeki yerler halkından olmak ve seçim çevresine yeni
gelenlerin ise en az beş yıl oturmuş olmaları" gerektiği kanun hükmü haline
getirilmek isteniyordu. M. Kemal Paşa'yı milletvekili seçilmekten yoksun
bırakmak isteyen bu önerge üzerine söz alan M. Kemal Paşa, doğum yerinin
Türkiye'nin sınırları dışında kaldığını ve bir yerde beş yıl
oturmadığını belirttikten sonra, düşmanlara karşı savaştığını,
vatanı kurtarmak için hiç bir yerde beş yıl oturamadığını hatırlatıp,
ulusun sevgisisi kazanmış bir insan olmasına rağmen kendisini yurttaşlık
haklarından yoksun bırakmak isteyen bu kimselerin bu yetkiyi kimden aldıklarını
sordu. Önerge red edildi.

   Mustafa Kemal'in kamuoyu yoklaması
yapmak üzere 14 Ocak 1923'de Batı Anadolu'da bir geziye
çıkmasını fırsat bilen muhalif grup, O'nun Ankara'dan
ayrıldığının ertesi günü "Hilafet-i İslamiye ve Büyük Millet
Meclisi" başlıklı bir broşür yayınladılar. Broşürün önceden
hazırlanmış olduğu ve M. Kemal'in Ankara'dan ayrılmasını
fırsat bilerek dağıtıldığı anlaşılıyordu. Broşürün ana fikri, islam
kamuoyunun son gelişmelerden (Saltanatın Kaldırılışı) büyük ızdırap
içinde bulunduğu, Hilafet'in hükümet demek olduğu ve Hilafet'in hukuk
ve görevlerini yok etmenin hiç kimsenin, hiç bir meclisin elinde olmadığı esaslarına
dayanıyor, "Halife Meclisin, Meclis Halife'nindir." sözleriyle bitiriyordu.
Yürütme yetkisinin Halife'ye verilmesini ve Meclis'in aldığı kararların
ve kanunların Halife'yi bağlamayacağı, dolayısıyla Meclis'in
çıkardığı Saltanat ve Hilafet ile ilgili yasaların meşru olmadığı
görüşü savunuluyordu. Bu bildiri, M. Kemal'e ve O'nun
gerçekleştirmek istediği devrime bir tepki idi.

   İzmit'e gelen M.
Kemal, din ve hilafet konusunda yaptığı açıklamada "Türkiye Büyük
Millet Meclisi Halife'nin değildir ve olamaz, Türkiye Büyük Millet Meclisi yalnız
ve yalnız Ulusundur." dedi. T.B.M.M.nin büyük programının tam
bağımsızlık, kayıtsız şartsız ulusal egemenlik esaslarına
dayandığını, teokratik devlet biçiminin ve buna bağlı bütün toplumsal
düzenin ve çıkarların yıkılacağını belirtti. 16 Ocak'ta yaptığı
toplantıda, Hilafet'in dinle ilgisi olmadığını, siyasi bir mevki olduğunu, idare-i
maslahatçılıkla devrim yapılamayacağını belirttikten sonra "Devrimin
kanunu mevcut kanunların üstündedir. Bizi öldürmedikçe, bizim kafamızdaki
cereyanı boğmadıkça başladığımız devrim ve ilerleme bir an bile
durmayacaktır" diyerek gericilere gerekli yanıtı verdi. Basınla iyi ilişki kurmak
istediği için İzmit'te yaptığı basın toplantısında, "Devrim"
yapılacağını açıklarken, Meclis'te birliğin sağlanması için
"Müdafaa-ı Hukuk Gurubu"nun gerekli olduğunu bunun dışındaki
grupların yararlı olmadığını belirtti ve İttihatçılardan ülke yararı için
politikaya karışmamalarını istedi. Bu sırada Annesi Zübeyde
Hanım'ın ölüm haberi geldi. İzmir'de annesinin mezarı başında
devrimci inancını "Ulusal hakimiyet uğrunda canımı vermek benim için bir
vicdan ve namus borcu olsun" sözleriyle bir kez daha yineledi. Bu sırada
Lozan'ın ilk görüşmeleri kesildiği için İsmet Paşa ile Ankara'ya
döndü. Meclis'te gizli oturumlar çok sert geçti. Trabzon mebusu Şükrü
Bey'in Topal Osman tarafından öldürülüşü, M. Kemal'e
saldırılara yol açtı. M. Kemal'i kendilerine buyük engel gören, tutucu, gerici,
ittihatçılar, çıkarcı gruplar, O'na karşı muhalefette birleşiyorlardı.
Yakın arkadaşlarından Rauf Bey, Kazım Karabekir, Refet Bele, Ali Fuat
Paşa'lar da yavaş, yavaş yanından ayrılıp, Hilâfetçilere kuvvet
veriyorlardı. Saltanatı geri getirmek isteyen gericilerin çalışmaları
karşısında arkadaşlarının kendisini yalnız bıraktığını gören M.
Kemal, 20 Mart 1923'te Konya'da yaptığı bir konuşmada
Türkiye'yi Ortaçağ karanlığına çekmek isteyen gericilere karşı
tutumunu açıkça şu sözleriyle belirtti: "Eğer onlara karşı benim
şahsımda bir şey anlamak isterseniz, derim ki, ben şahsen onların
düşmanıyım. Onların olumsuz yönde atacakları bir adım, yalnız benim
şahsi imanıma değil, yalnız benim amacıma değil, o adım benim ulusumun
hayatıyla ilgili, o adım benim ulusumun hayatına karşı bir kasıt, o adım
ulusumun kalbine yöneltilmiş zehirli bir hançerdir. Benim ve benimle aynı fikirde olan
arkadaşlarımın yapacağı şey mutlaka o adımları atanları tepelemektir...
Sizlere bunun da üstünde bir söz söyleyeyim. Örneğin eğer bunu sağlıyacak
kanunlar olmasa, bunu sağlayacak meclis olmasa, öyle olumsuz adım atanlar
karşısında herkes çekilse ve ben kendi başıma yalnız kalsam; yine tepeler ve
yine öldürürüm."

    Cumhuriyet'e doğru gidiş bu
kararlı sözlerle açıkça görülüyordu. M. Kemal Paşa, 8 Nisan 1923'de
dokuz ilkede görüşlerini toplatarak, programını belirlerken, siyasi biçimlenmeyi de
hazırladı.
Savaş zamanının T.B.M.M.'nin görevi son bulmuştu. Bu
sebeple Meclis kendini dağıtıp, seçime gitme kararı aldı. M. Kemal,
dağılmadan önce Meclisten 15 Nisan'da, Saltanatı geri getirmeye
çalışanları vatan haini kabul eden bir kanun değişikliği ile "Hıyanet-i
Vataniye Kanunu"na, ileride gerekirse yine İstiklal Mahkemeleri kurma fırsatını
veren bir ek getirdi.

   Yeni kurulacak Meclis'te kuvvetli bir kadro
oluşturmayı ve böylece Cumhuriyet'i ilan etmeyi düşünen M. Kemal'in
bu çalışmaları yakın arkadaşlarının kendisinden uzaklaşmasını
hızlandırdı. Rauf Bey ve arkadaşları, M. Kemal'in partiler üstü
kalmasını, politikaya karışmamasını, önererek, O'nu pasif duruma
getirmek istiyorlardı. Rauf Bey'in İsmet Paşa ile aralarının açılması da
bu ayrılığın başka bir yönü idi. Lozan'dan dönen İsmet
Paşa'yı karşılamak istemeyen Rauf Bey Başbakanlık'tan bile istifa
etti.
İkinci Meclis, toplandıktan sonra Lozan'ı onayladı. Artık sorun
Türkiye'nin rejiminin belirlenmesiydi. M. Kemal 22 Eylül 1923'de "Neue
Treie Presse" adlı bir Viyana gazetesi muhabiriyle yaptığı görüşmede, 23
Nisan 1920'de kurulan sistemin Cumhuriyet olduğunu fakat adının
açıklanamadığını belirtip, yapılacak işin yalnızca isim koymak olduğunu
söyledi.

   Yeni devletin başkentinin neresi olacağı da bir sorundu.
Ankara 1920'den beri bu işi yapıyordu. Merkezi ve güvenli durumu ortada idi.
Meclis'te uzun tartışmalardan sonra 13 Ekim'de Ankara başkent olarak oy
çokluğu ile kabul edildi. Cumhuriyet'in ilanına bir adım daha
yaklaşılmıştı.
M. Kemal'e Cumhuriyet'in ilanına fırsat veren
bir hükümet buhranı oldu. Başbakan Fethi Okyar Bey'e karşı
Meclis'te muhalefet oluşması üzerine M. Kemal, "Erkan-ı Harbiye
Umumiye Riyaseti Vekili Fevzi Paşa"nın dışında kabinenin istifasına karar
verdi ve 27 Ekim'de uygulandı. Mevcut sisteme göre her bakan Meclis tarafından
tek tek seçiliyordu. İstifa eden bakanlar yeniden seçilirlerse, görev kabul etmeyeceklerdi.
Bu sırada Rauf Bey, Kazım Karabekir, Ali Fuat, Refet Paşalar İstanbul'da
bulunuyorlar ve temasları, Halife'ye yakınlık gösterileri oluyordu.
Ankara'da' ise kabine kurulamıyordu. Bu gelişmeler üzerine
"Cumhuriyet İlanı" ile işi kökünden çözmeye karar veren M. Kemal 28
Ekim gecesi Çankaya'da İsmet Paşa ve bazı kimseleri toplantıya
çağırdı ve "Yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz." diyerek kararını
açıkladı. Misafirlerin ayrılmasından sonra İsmet Paşa'yı alıkoydu ve
birlikte, Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda gerekli değişikliği sağlayacak
önergeyi hazırladılar. Ertesi gün saat 10'da Parti grubunda yapılan
toplantıda, M. Kemal Paşa Genel Başkan olarak Hükümet buhranının mevcut
sistemden kaynaklandığını, bunun çözumünün istikrarlı bir sistemde
olduğunu belirtttkten sonra değişiklik önergesini okuttu:
* Türkiye
Devleti'nin Hukümet şekli Cumhuriyettir
* Türkiye Devleti, Büyük Millet
Meclisi tarafından idare olunur
* Türkiye Devleti, Hükümetin inkisam ettiği idare
şubelerini İcra Vekilleri (Bakanlar Kurulu)
vasıtasıyla idare eder.

/>    Bu önerge Parti toplantısında tartışıldı Büyük Millet
Meclisi'nin aynı akşam (29 Ekim 1923) saat 18:45'de yaptığı
toplantıdan sonra 20.30'da "YAŞASIN CUMHURİYET" sesleri
arasında Cumhuriyet ilan olundu ve yeni Türk Devleti'nin adı kondu.
"TÜRKİYE CUMHURİYETİ". Hemen arkasından da Türk
Ulusu'nun kurtarıcısı Gazi M.Kemal oy birliği ile Cumhurbaşkanı seçildi.
Kürsüye gelen Cumhurbaşkanı M. Kemal, kendisini Cumhurbaşkanı seçen
Meclis'e teşekkür ettikten sonra "Son yıllarda Ulusumuzun fiili olarak
gösterdiği kabiliyet ve istidat, kendi hakkında kötü düşüncede bulunanlarınn
ne kadar tedkikten uzak görünüşe önem veren insanlar olduğunu pek güzel ispat
etti. Ulusumuz kendisinde bulunan nitelikleri ve değeri, hükümetin yeni adıyla
uygarlık dünyasına çok daha kolay gösterebilecektir. Türkiye Cumhuriyeti,
dünyada işgal ettiği yere layık olduğunu eserleriyle ispat edecektir... Türkiye
Cumhuriyeti mutlu, başarılı ve muzaffer olacaktır." sözleriyle
konuşmasını tamamladı. M. Kemal Cumhurbaşkanı seçildiğinde henüz 42
yaşındaydı. Cumhuriyetin ilk Başbakanı İsmet Paşa oldu.

 
  19 Mayıs 1919'da Samsun'da başlayan yeni ve bağımsız, bir
Türk Devleti kurmak savaşı dış ve iç düşmanlara karşı başarıyla
sonuçlanarak Türkiye Cumhuriyeti kuruldu. Kurtuluş Savaşı'nın inanç ve
başarısı nasıl Atatürk'ün eseri idiyse, Cumhuriyet de yine O'nun
eseri idi. İleriki yıllarda bunu şu sözleriyle belirtti. "Benim en büyük eserim
Türkiye Cumhuriyeti'dir."

SONUÇ
   Bir zamanların
muhteşem Osmanlı İmparatorluğu, gerek iç gerekse dış etkenlerin sonucunda 18.
y.y.'dan itibaren hızlı bir çökuntüye girdi. Kapitülasyonlar sebebiyle Avrupa
devletlerinin açık pazarı durumuna geldi. Rusya ve Avusturya'nın devamlı
saldırıları sonunda savaşları kaybederken, önemli topraklarını elden
çıkardı. İmparatorluğun bu çöküntüsünü gören Padişahlar,
İmparatorluğu kurtarmak için ıslahat önlemlerine başladılar. Fakat yalnızca
askeri olan bu önlemler etkili olamadı. III. Selim'in başlattığı Nizam-ı Cedit
ise 1807'de gerici bir ayaklanma ile son buldu.

    19.
y.y.'da çöküntü büyük hızla sürerken, Fransız Devrimi'nin
ortaya koyduğu ulusal bağımsızlık ve egemenlik akımları, Osmanlı
İmparatorluğu'nun Balkanlar'da yaşayan Hristiyan azınlıklarını
etkiledi ve bagımsızlık isteklerini kamçıladı. Sırp, Yunan ve hatta Mısır
ayaklanmaları İmparatorluğun iç bünyesini sarstı ve bunlar giderek
bağımsızlık veya özerklik kazandılar. Bu yüz yılda Rus tehlikesi
karşısında İngiltere ve Fransa Osmanlı İmparatorluğu'nun toprak
bütünlüğünü koruma potikası izlediler. Kırım Savaşı'nda bu
politika sonucu Rusya'ya savaş bile açtılar. 1838 ticaret anlaşması ile
imparatorluk ekonomik bakımdan batının eline geçerken, 1854'den sonra
başlayan dış borçlanma ile, 1881'de mali iflasa ve batının mali denetimine
girdi. II. Mahmut Islahatı ve Tanzimat da İmparatorluğun kurtuluşu için çözüm
olmadı. Genç Osmanlılar'ın çalışmaları 1876'da Kanun-u
Esasi'nin ilanını hazırladı. Birinci Meşrutiyet yaşama fırsatı
bulamadan 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı bu dönemin sonunu hazırlarken,
Abdülhamid'in "İstibdatı" başladı. Bu tarihten sonra İngiltere de
koruyucu politikasını terk etti. Ermeni konusu da ilk kez gündeme geldi. Osmanlı
İmparatorluğu bundan sonra Almanya'ya yanaştı. Alman siyasi, askeri ilişkisi,
Alman ekonomik ihtiraslarını da getirdi. Bağdat Demiryolu projesi bunu simgeledi.
/>
    20. y.y.'a girilirken Abdülhamid'e karşı başlayan
Genç Türk hareketi gittikçe kuvvetlendi ve 1908'de II. Meşrutiyeti getirdi. Fakat
31 Mart gerici ayaklanması ile 1909'da iç buhran yaşandı. II. Meşrutiyet de
İmparatorluğu kurtaramadı. Osmanlıcılık, İslamcılık, Batıcılık ve
Türkçülük akımlarının çatıştığı bu dönem, içte buhranlar,
anarşi yaratırken, dışta da Trablus ve Balkan Savaşları'nda büyük
yenilgi ve tüm Makedonya'nın kaybı ile sonuçlandı. 1914 yılında
başlayan Birinci Dünya Savaşı'na Almanya yanında giren İmparatorluğun
kaderi de çizilmiş oldu. Bu savaştan çok ağır kayıplarla yenik çıkan
Osmanlı İmparatorluğu Mondros Ateşkesi ile kayıtsız şartsız teslim oldu.
/>
    Yüz yıldan beri süren Doğu Sorununun çözümü,
Avrupa'nın Hasta Adamının mirasının paylaşılması ile Türk
Ulusu'nun dünya siyasi tarihindeki varlığı ortadan kaldırılmak isteniyordu.
Savaş içinde gizli anlaşmalarla, İngiltere, Fransa, Rusya ve İtalya Osmanlı
İmparatorluğu'nun paylaşılmasını kararlaştırmışlardı. Fakat
Rusya'da devrim çıkınca anlaşmalar önemini yitirdi. Türk Ulusu'nun
hakkında karar verecek en büyük kuvvet İngiltere idi. İngiltere Batı
Anadolu'yu Yunanistan'a veriyor, Doğuda bir Ermenistan ve Kürdistan kurmak
istiyor, Türk yurdunun geri kalan yerlerini de Fransa ve İtalya ile paylaşıyordu. Ülkenin
yağmalanmasına boyun eğen Padişah ve Hükümet, kurtuluşu İngiliz
himayesinde görüyorlardı. Halk ve aydınlar çaresizlik içinde, çoğunluk kadere
boyun eğmiş görünüyordu. Kurtuluş çareleri arayanlar Padişah - Halifesiz bir
çare düşünemiyordu. Kurtuluşu Amerikan mandasında görenler veya yörelerinin
kurtuluşunu sağlamak için çalışanlar vardı.

    Birinci
Dünya Savaşı'nın sonundaki perişan ve çaresiz durumda, bir tek insan, M.
Kemal topyekün kurtuluş ve tam bağımsız yeni bir Türk Devleti kurmak
düşüncesiyle Samsun'a geldi. O'nun yola çıktığı sırada ise
Yunanlılar İzmir'i işgal ediyorlardı. Padişah ve Hukümet ise İzmir'i
Yunanlılara veren İngilizlerin hala körü körüne her isteğine boyun eğiyorlardı.
Düşmanla işbirliği yapan Padişah ve İstanbul Hükümeti'nin bu tutumları
karşısında M. Kemal, ulusal bağımsızlık ve ulusal egemenlik savaşının
esaslarını Amasya'da ulusu ve orduyu Padişah - Halifeye karşı
ayaklandırmak şeklinde belirledi. Erzurum ve Sivas Kongreleri'nde de bu esaslar
içinde yeni bir Türk Devleti'nin kuruluşunun ulusal bilinçlenme, idari, siyasi
örgütlenmesini de gerçekleştirdi. Misak-ı Milli ile bu esaslar İstanbul'da bir kez
daha ortaya konunca İngilizler, İstanbul'u işgal ettiler. Bundan yılmayan M.
Kemal, Ankara'da ulusun meşru iradesinin eseri olan ulusal egemenlik prensibini
B.M.M. ile ortaya koydu. Fakat bütün bunların gerçekleşmesi çok büyük
güçlükler ve olanaksızlıklar içinde yapılıyordı. Bir yandan İtilaf Devletleri
ve Yunan saldırısı ve baskıları bir yandan Padişah ve İstanbul
Hükümeti'nin M. Kemal ve B.M.M.'ni gayri meşru ilan etmesi, Türk
Ulusu'nu olumsuz yönde etkiledi. Türk Ulusu, yüzlerce yıldan beri dini ve
geleneksel iktidar kabul edilen Padişah - Halife ile bu değerleri yıkan ve yerine ulusal,
egemenlik değerleriyle ulusu bir araya toplamak isteyen M. Kemal hareketi arasında bir
süre bocaladı. Yer yer B.M.M.'nin otoritesine karşı ayaklanmalar
çıktı.

    Doğu Anadolu'da Ermenilere, Güneyde
Fransızlara karşı savaşıldı. Batıda Yunan Taarruzu ve iç ayaklanmalara
karşı Kuva-yı Milliye ile çözüm bulan B.M.M. daha sonra düzenli ordu kurar. I. ve
II. İnönü Savaşları ile ilk askeri başarılarını sağladı. Diğer yandan
dış ilişkilerde Sovyetler Birliği ile Moskova Antlaşması'nı imzaladı.
Sakarya Meydan Savaşı'nda Yunan Ordusu'nu yendi. Fransa ile de
anlaşan Türkiye İtilaf blokunu da parçaladı. 26 Ağustos 1922'de başlayan
ve 9 Eylül'de İzmir'de Yunan Ordusu'nun denize dökülmesi ile son
bulan Büyük Taarruz, Türkiye gerçeğini ve Türk Ulusu'nun yenilmez azmini
bütün dünyaya kanıtladı. Askeri başarısını Mudanya Ateşkesi ve Lozan
Antlaşması ile de onaylattı. Emperyalizme karşı yapılan bağımsızlık
savaşını kazanan, "Türk Mucizesi"ni yaratan Türkiye'nin bu
başarısı bütün Mazlum Uluslara örnek oldu.

    M. Kemal
Kurtuluş Savaşı'nın bittiği yerde; Türkiye'nin çağdaşlaşma
savaşını başlattı. 1 Kasım 1922'de Saltanat'ın
kaldırılışı ve 29 Ekim 1923'de Cumhuriyet'in İlanı ile Türkiye
yeni devlet sistemini Fransız Devrimi ile ortaya konan insan haklarına dayanan
"Ulusal ve Laik Devlet"i gerçekleştirmiş oldu. Ancak, çağdaş devlet ve
ülke olma mücadelesi için Türk Devrimi'nin başarılması için Cumhuriyet
döneminde Atatürk 'ün yeni mücadele vermesi gerekiyordu.

Ergün
AYBARS, Türkiye Cumhuriyeti Tarihi 1, Ege Ün. Basımevi, 1986, ss. 359-366

/>
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
JamesGothseeker'in Imzasi
VarligimLa
Yetinmeyeni YokLugumLa Terbiye Ederim

Cok $ey biLmek iyi degiLdir haddini biL
yeter..

James®
18 Ağustos 2008, 16:57:26
samara

Özel Üye

*





Üye No : 5320

Yaş : 26

Cinsiyet : Bay

Nerden :

Konu  : 151

Mesaj : 452

Rep Puanı: 1905

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline
14 Mesajına Toplam
16 Kere Teşekkür Edildi
3 Mesajına Toplam
4 Kere Rep Verildi
« Yanıtla #1 : 18 Ağustos 2008, 16:57:26 »

teşekkürler
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
19 Ağustos 2008, 06:52:20
т_ѕαηℓι

ωєв ƒσяυм ѕüρєя мσ∂

Co-Admin

*





Üye No : 3954

Yaş : 23

Cinsiyet : Bay

Nerden : Antalya

Konu  : 258

Mesaj : 928

Rep Puanı: 4432
Made BY t_sanli

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline
15 Mesajına Toplam
19 Kere Teşekkür Edildi
13 Mesajına Toplam
14 Kere Rep Verildi
« Yanıtla #2 : 19 Ağustos 2008, 06:52:20 »

güzel paylaşım
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
т_ѕαηℓι'in Imzasi
Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin  veya 
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin  veya 


Linklerin Görülmesine İzin Verilmiyor
Linki Görebilmek İçin  veya 
Resimlerin Görüntülenmesine İzin Verilmiyor
Resimleri Görebilmek İçin  veya 
19 Ağustos 2008, 07:14:46
samara

Özel Üye

*





Üye No : 5320

Yaş : 26

Cinsiyet : Bay

Nerden :

Konu  : 151

Mesaj : 452

Rep Puanı: 1905

Üyelik Bilgileri E-Posta
Offline
14 Mesajına Toplam
16 Kere Teşekkür Edildi
3 Mesajına Toplam
4 Kere Rep Verildi
« Yanıtla #3 : 19 Ağustos 2008, 07:14:46 »

kopyaladım ona göre
Bu Sayfayı Paylaş
Google Ekle Yumile Ekle Yahoo Ekle Msn Ekle Netspace Ekle Ask Ekle Clesto Ekle Digg Ekle Reddit Ekle Furl Ekle Del.icio.us Ekle Submit to Jeqq Spurl Ekle Technorati Ekle Newsvine Ekle Simpy Ekle BlinkList Ekle Shadows Ekle
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
Cevap Yaz Yeni Konu Haberdar Et Okunmadi Say Bu Konuyu Gönder Yazdir
GoogleTagged

Anahtar Kelimeler
Cumhuriyetin iLani oyunları, Cumhuriyetin iLani programı, Cumhuriyetin iLani oyunu indir, Cumhuriyetin iLani program yükle, Cumhuriyetin iLani download, Cumhuriyetin iLani hikayeleri, Cumhuriyetin iLani resimleri, Cumhuriyetin iLani haber, Cumhuriyetin iLani yükle, Cumhuriyetin iLani videosu, Cumhuriyetin iLani msn eklentisi, şarkı sözleri

 
Gitmek istediğiniz yer:  

Smf Kardeşliği.Com
smf.gen.tr aracılığı ile SMF kullanan siteler arasında yaptığımız SMF Kardeşliği listemizi görmek ister misiniz?

Bu site SM Forumlar Birliğinin Üyesidir
Powered by SMF 1.1.7 | SMF © 2006, Simple Machines LLC
Seo4Smf v0.2 © Webmaster's Talks

Rengli Theme By Burak Forum İsmail Altıntaş
Teknolojizm.Com
TOPlist MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!